Fatma Şahin’den Haber7’ye önemli açıklamalar: Gaziantep’i kısa sürede ayağa kaldıran model

  • “15 gün içerisinde konteyner talep eden herkesin talebini yerine getirmiş olacağız.”
  • “Sen ben yok, biz varız modeli. Kardeşlik modeli aslında bu. Bunu inşa eden bir şehir var.”
  • “(Seçime) Makam mevki, yoksa hasbi, mütevazı, yaranı ben sarmak için gayret ediyorum diyen iki tane görüşle gidiyoruz.”

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen çifte deprem, aralarında Gaziantep’in de olduğu 11 ilde ciddi yıkıma neden oldu. Gaziantep’te Nurdağı ve İslahiye ilçeleri ağır hasar aldı. Derinden etkilenen Nurdağı, yeni baştan inşa edilecek.

İletişim Başkanlığı’nın destekleriyle Anadolu Yayıncılar Derneği’nin (AYD) deprem bölgeleri ziyaretleri sürüyor. Aralarında Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet, Ülke TV Ankara Temsilcisi Mustafa Pala, AYD Başkanı Sinan Burhan ve beraberindeki gazeteciler Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Osmaniye ve Gaziantep’ten sonra Hatay’ı ziyaret etti.

Depremin ilk anından beri sahada çalışan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli’ye açıklamalarda bulundu.

“15 GÜN İÇİNDE KONTEYNER TALEPLERİNİN TAMAMI KARŞILANACAK”


Depremzedelerin yaralarının sarılmaya başlandığına işaret eden Şahin, Nurdağı’nda konteyner talebinin yarısına ulaşıldığını, geri kalan kısmın da hızlı şekilde üretildiğini kaydetti:

“Bu işin iyileşme dönemindeyiz. Bir acil ihtiyaçlar var. Kurtardığınız insanın temel ihtiyaçlarını gidermeniz gerekiyor. Gıdasından barınmasına kadar birçok konuda bunların yönetilebilirliği açısından baya iyi bir noktaya geldik. Nurdağı’nda çadır sayımızla ilgili kısım yönetildikten sonra konteyner kısmında talebin yarısına ulaştık. Geri kalan yarısını da çok hızlı şekilde hızlı üretmeye başladık. 15 gün içerisinde konteyner talep eden herkesin talebini yerine getirmiş olacağız. Konteyner talebi neden önemli? Çünkü sıcak suyu var. Müstakil tuvaleti var. Hijyen ortamımız var. Tek yürek çarşımızı da gördünüz. Puan sistemine göre ne almak istiyorsa alabiliyor. Ne giymek istiyorsa giyiyor. 4-6 yaş çocuk kreşlerinden tutun, etüt merkezlerine bir ailenin çocuğunun, anne ve babanın neyi ihtiyacı varsa onu alabileceği bir ortam hazırladık. Konteynerdeki sosyal yaşamı da yönettikten sonra bizim iyileşme döneminin boyutları, psikososyal destek ve diğer ekonomidir.”

Şahin, Nurdağı ve İslahiye’de depremden sonra oluşan tabloyu ise şöyle özetledi:

“Nurdağı ve İslahiye özelinde dörtte biri gitti. Okullar başlayınca yeniden dönüşler başladı. Onların taleplerine ‘Aile destek usulü’ dediğimiz her ailenin farklı talepleri oluyor.  Birinin engellisi var, diğerinin yaşlısı var. Kısmen çocuklar daha iyi durumda, çünkü hareket halindeler. Oyun grupları ve etüt merkezleri var. En büyük temel sorun yaşlılarda. Biz o yüzden şehirde yaptığımız evde bakımı önce ‘çadırda ve konteynerde bakıma dönüştürelim’ dedik.  Bizim büyükşehirin hastanesi de var. Doktorlarımız ver hemşirelerimiz geldi ve evde bakım sistemini hemen kurduk. Fakat evde bakım sistemini vermenize rağmen payatif bakım dediğimiz bir şey var. Bu da hastane ve ev arasında bir bakım.  Çünkü her gün iğne vurulması gerekiyor, pansumanının olması gerekiyor. O günlük ihtiyaçları giderecek bir altyapı gerekiyor. Onun alt yapısını şu an hazırladık. Yani her yaptığımız destekten sonra yeni destek ihtiyacı doğuyor. Bunları hepsini doğru yönetmemiz gerekiyor. Özellikle depremzedelerdeki orta vade ihtiyaçta psikososyal destek çok önemli. Örnek olarak ev az hasarlı ama içine giremiyor. Üniversitedeki hocalarımızla ‘biz bunu nasıl yöneteceğiz, bilimsel olarak ne yapmamız gerekiyor?’ diyoruz.  Bir hocamız ‘kendi eşimi bile başkanım 15 gün uğraştım, önce televizyonu açtık, etrafını dolaştırdım. 15 gün hazırladım, eve giremiyor.’ dedi. Halbuki ev az hasarlı, yaşam için hiçbir sorun yok. Az hasarlı evlerde vatandaşları eve döndürmemiz ve hayatı rutine döndürmemiz gerekiyor.  Bu tür sorunlarımızı şuanda yönetmeye çalışıyoruz.  Bunlarla olan kısmı her gün üstüne daha koyarak daha iyi sonuçlara ulaşacağız.”

‘YENİ NURDAĞI’NDA HASAR YOK

Başkan Şahin, Nurdağı ve İslahiye’nin yeniden inşa sürecine ilişkin, “Sıfırdan mı yapılacaklar?” sorusuna şu karşılığı verdi:

“Nurdağı’nda yüzde 80 yapı stoku indi. Sağ olsun Murat Bakanımız hızlı bir şekilde bütün ekibiyle geldi. Tespitler yapıldı. Zaten Nurdağı ile İslahiye’de orta ve ağır hasarlı grubu yüzde 80. Yüzde 20 de içeriye korkusundan giremiyor. Bizim daha önce ‘Deprem Master Planı’nda otoyolun karşı tarafında yeni yapılan TOKİ evlerinin olduğu yerde ‘Yeni Nurdağı’ dediğimiz bir yer var. Orada bir hasar yok. Şu anda da temel atma pozisyonuna geldi. 40 gün sonra bunu konuşabiliyorsanız, büyük bir alt yapınızın olduğu anlamına geliyor.”

KAÇ KONUT YAPILACAK?

“Önce dört bin konut ile başlıyorlar. Nereye yapılacağı konusu netleşti. Bizim de şöyle bir faydamız oldu; biz 3 yıl önce TÜBİTAK’taki hocalarla Deprem Mater Planı yaptık. Hocalar bu şehrin statiğini çalıştı. Şehrin statiğindeki zemini çalıştı. Sert zeminleri belirledik. Çevre Bakanlığımız ile genel müdürlerimiz hocalarla çalıştığımız bölgede jeoteknik ve jeofizik altyapısına baktılar.  Buradan da geçtikten sonra karar veriliyor. Bizim bu kadar hızlı hareket etmemizin sebebi sert zemin ve şehrin statiğin çalışılmış olmasıydı. Bunun çok büyük bir faydasını gördük. Şimdi ise bu konutların hızlı bir şekilde temeli atıldı ve çalışılmaya başlandı.”

“GAZİANTEP KENDİ KONTEYNERİNİ KENDİSİ ÜRETİYOR”

Gaziantep’in deprem yaralarını sarmak için yoğun çaba sarf ettiğini kaydeden Şahin, kentteki sanayicilerin 3 bin konteyner yaptığını ve AFAD’a ciddi mali destek verdiğini ifade etti. Gaziantep’in kendi konteynerini kendisinin ürettiğinin de altını çizen Şahin, kentin ihracatıyla ilgili de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Müşteri, ‘Sen bu işi bu kadar hızlı yapamazsın’ deyip uzak doğuya gitmeye çalışıyor. İhracatımız yüzde 30 düştü. Müşteriyi de ikna etmek gerekiyor. Fabrikayı açıyor, işçi yok. Çünkü işçi depremzede. Fabrikayı açıyor, mühendisi gelmiyor. Kalifikasyonu yüksek insan gücünü yetiştirmek çok zor. Sanayicilerimizin en büyük temel sorunu bu. Kalifikasyonu yüksek insanı burada tutması gerekiyor. Bölgenin bir cazibe haline gelmesi ve yeni teşvik siteminin hayata geçirilmesi, üretim maliyetlerini düşürülmesi, buradaki üretim kapasitesini arttırmak ve pazar payını çoğaltmak gerekiyor. Şu anda deprem bölgesinden çıkan ürünün daha çok alınmasını istiyoruz. Mesela ‘depremzededen al malı, memleket kazanmalı’ diyoruz. Diğer 70 ilin bir şey alacaksa buradan alması önemli.”

DEPREM BÖLGESİNE YENİ KALKINMA MODELİ

Gaziantep’in iş dünyasının güçlü olduğunu vurgulayan Şahin, kentte yapılan üretimin hem yurt içine hem de yurt dışına ihracı için çalışmalar yaptıklarını anlattı. Şahin, üzerinde durdukları kalkınma modelini şöyle anlattı:

“Ben Belediyeler Birliği Başkanıyım. Biz Japonlarla deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrasını çalışmıştık.  Burada bir sorunu çözecekseniz, kendi kurumsal yapınızı yeniden şekillendirmeniz gerekiyor. Şimdi iki ilçede yapı stokunun yüzde 80’i yerdeyse yeni bir kalkınma modeli gerekiyor. Bu da yeni bir yönetim gerektiriyor. Biz bunu Şili ve Japonlarda da inceledik. Özellikle Deprem Sonrası İyileştirme Daire Başkanlığı deprem sonrası yeni bir yapı haline getirdik. Deprem Sonrası İyileştirme Daire Başkanı olarak değiştirdik. Bunun başına kalifikasyonu en yüksek mühendisi atadık.  İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu. İnşaat Mühendisi. KASKİ’nin altyapısını da çalışmış. Bir müstakil daire başkanlığı ve altına da dört tane daire başkanı. İdari ve Mali İşler Müdürlüğü. Alt yapı, üst yapı, sosyal destek ve sosyal politikalar. Bugün Nurdağı’da he şey çok normal. Sosyal markete girdiğinizde bir puanlama sistemi çalışıyor. Bunu Bilişi A.Ş’deki bizim mühendislerimiz yaptı. Çünkü biz Güney Korelilerle açık veri çalışmıştık. Akıllı şehri çalışmıştık. En zor zamanda zaten elinizde yazılım hazır.  Bu şemada 30 kişilik ekip var. Bu beyin takımı. Biz büyükşehir olarak günde 250 kişi ile Nurdağı’nın sadece temizliğine baktık. Çünkü halk sağlığı önemli. Bunlarda sorun çıkmaması için baştan kontrollü gitmeniz gerekiyor. Bunun için de dersini çalışmış olman gerekiyor.”

“SEN BEN YOK, BİZ VARIZ MODELİ”

Şahin, kentte ticaretin ne zaman yeniden normale döneceğine ilişkin soruya şu karşılığı verdi:

“Cumhurbaşkanımız iki defa geldi. Ne zaman bir sorun çıktığında Cumhurbaşkanımıza götürdüğünde, ‘Gaziantepliler kendi için bir şey istemez. Gaziantep’in söylediğinde bilimsel bir altyapı vardır ve çözüm üretir’ der.

Gittiğinde sorunu söylüyorsun ya, tamam soruyu söylüyorsun da kardeşim nasıl çözeceksin? Biz, giderken nasıl çözeceğimizi de söylüyoruz. O yüzden buranın çalışma sistematiğine o kadar alışkın ve memnun ki, biz götürdüğümüzde hemen 15 maddenin ilk bir haftada 10 maddesi halloluyor. Devletimiz çok güçlü, başımızda Cumhurbaşkanımız var.

Ben Van depreminde Aile Bakanıydım. Van’ın nereden nereye geldiğini biliyorum.  En son yaşanan depremlerde bir yıl sonra insanlar kalıcı konuta geçtiği zaman bunun Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde olduğunu biliyor ve güveniyor. En önemli şey güven. Sevgi dediğiniz şey bile güvenle geliyor. Bu güveni tesis etmek çok önemli. Bu devletimizin yapacağı iş.

Burada çok güçlü örgütlü odalar var. Her birinin büyük altyapısı var. Hepsi hızlı bir şekilde arkayı toparlıyor. Yerel yönetimlerde koordinasyon çok önemli. Bizim Valimizle ‘birlikte iş yapma’ modelimiz var. Sen ben yok, biz varız modeli. Kardeşlik modeli aslında bu. Bunu inşa eden bir şehir var. Bu önemli bir medeniyet kodu.

Şimdi Ramazan geliyor. Sanayici bütün zekatını getirip Valiye teslim ediyor. Bu bir güvendir. Devlete olan güvendir. Getiriyor, ‘Ben bunu getiriyorum ama siz kime vereceğinizi benden daha iyi biliyorsunuz’ diyor. Osmanlı’dan kalan bir mirastır, geçen yıl Valimiz bütün bakkalların borçlarını kapattı. Ben bu şehirden ve bu bölgeden çok ümitliyim. Zaten bu şehir, bu bölge zorluklara direne direne büyüdü. Hiçbir şey bize gümüş tepsilerde sunulmadı. Biz hep çok çalışarak, çok güçlü bir şekilde modelleyerek buraya getirdik.

Ben inanıyorum, seçime kadar olan süreçte bile birçok şeyi toparlamış olacağız. Zaten güven ve istikrar ortamı çok net ortaya çıkacak. Geçen Hatay’dan biri dedi ki: Ben çok ciddi bir şekilde başka bir partinin siyasal olarak da meylinde olan birisiydim ama şu anda Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceğim. Biz, bu büyük felaketin altından ancak onun liderliğinde kalkabiliriz.”

Depremin olduğu ilk günden beri bölgeyle ilgili çok sayıda dezenformasyon gündeme geldi. Sosyal medyada, “Devlet deprem bölgesinde yok” suçlamaları yöneltildi. Şahin, bu iddialara şu yanıtı verdi:

“İnanın demiyor. Çok büyük bir felaket yaşadık ve önce devlet geldi diyor. Sosyal medyadaki algı yönetimi kısmi olarak tutuyor olabilir ama ben vicdana çok inanıyorum. Her insanın, arif ve erdemli toplumun vicdanın sesi üzerine karar vermesi gerekiyor. Bu arif toplum 20 yıldır bu yüzden bizi iktidar yapıyor. Başımıza gelmeyen kalmadı ki. O yüzden biz buradan nasıl çıkacağız diye baktığımızda, bizi biz yapan değerler üzerinden, medeniyetimizin kodları üzerinden, Rabbim diyor ki: Akletmez misiniz ya kulum? Bilime inanarak, onun liderliğinde buradan çıkacağız. 15 Mayıs’ta yeni Türkiye’yi iyileştirerek, merhametle, iyilikle götüreceğiz. Bunu başarabilecek hem yerel gücümüz, hem devlet gücümüz hem de insani gücümüz var. O yüzden birlikte başaracağız diyorum.”

Şahin’in deprem bölgesiyle ilgili yaptığı diğer açıklamalar şöyle:

Çadırdaki depremzedelerin önce konteynere, sonra kalıcı konutlara geçme süreci var. Siz bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?

“Koordinatör Valimiz var. Biz lojistikçiyiz. Görev dağılımı çok nettir. Bir de Gaziantep Valimiz var. İki Valimiz de çok pratiktir, çok hızlı sonuç alır ve çok hızlı risk alır. Bu devlet geleneği açısından çok önemlidir. Bu şehir eğer diğer şehirlerden ayrışıyorsa bu duyguyla ve bu insani kabiliyetle ayrışıyor. Ben onlara da huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.”

Psikososyal destekten bahsettiniz. Öğrenciler, anne-babasını kaybeden çocuklarla ilgili neler yapıyorsunuz?  

“Nurdağı’nda gördünüz. Çadırlarda başladık biz. Çadırlarda bütün etüt merkezlerinden sınava hazırlığa… Bizim 120 psikoloğumuz vardı. Tomurcuk projesi başlattık. Saha taraması yaptık. Her ailenin neye ihtiyacı olduğunu çıkardık. Çocuk, engelli ve yaşlı ağırlıklı ihtiyaçlar üzerinden ne yapılması gerekiyor? Bunu da üniversitede eğitici eğitim veren hocalarla başladık. Bu tomurcuklarımızı geleceğe hazırlamak istiyoruz. Ekonomik destekse zaten devletimiz gerekeni yapıyor. Şu an Gaziantep Büyükşehir olarak 9-10-11 ve 12’nci sınıflara öğrenci başı 600, üniversiteye giden her öğrencimize de bin lira eğitim desteği vermeye başladık. Kart uygulamamız var. Uygulamayı indirdiğinde İslahiye ve Nurdağı’nda ikameti olan çocuklarımızın hepsine bu desteği başlattık. Çocuklarımızın eğitim hayatını sürdürülebilir kılmamız gerekiyor.



Psikososyal destekte de rutine dönmemiz gerekiyor. Aslında en büyük destek bu. İnsanlar rutine ve normale döndüğünde eğitim hayatı, iş hayatı başlayacak ve bu mücadelesi onun hızlı rehabilite olmasını sağlayacak. Bunu uzmanlar da söylüyor. Ekstra psikososyal destek gerekiyorsa zaten 110 tane psikoloğumuz alındı ve birebir her kişiyi özel takip ediyorlar.”

KİMLİK NUMARASIYLA KİMİN NE ALDIĞI BİLİNİYOR

Yardımların dağıtılması süreci çok önemli. Çıkan bazı haberlerden dolayı özellikle bu konuya temas etmek istiyorum. Yardımlar doğru kişilere doğru şekilde ulaştırılabiliyor mu? Kontrol sistematiği oluşturulabildi mi?

“Burada en önemli kısım sosyal adalet ve sosyal barışı sağlamak. Onun için de hak edeni belirleyip doğru modellemek. 21’inci yüzyıl veri yüzyılı. Verilerin konuşması lazım. Kaymakamlık ne destek veriyor, belediye ne destek veriyor, bunu kim alıyor, kim almıyor? Çünkü bazen biri geliyor… Bunu genellemek çok yanlış olur ama bireysel olarak yapanlar var. Bir tane alacakken beş tane alıyor. Öbürü hiç alamıyor.

Ailelere puan yükledik. Diyelim ki bin puanınız var, bu bin puanınızı sosyal markette giyecekten gıdaya her birine de puan koyduk, istediğiniz alışverişi yapabilirsiniz, bunların hepsini zaten hem kaymakamlığımız hem de büyükşehir olarak biz destekliyoruz. Orada para falan da geçmiyor. Ama biz TC kimlik numarası ile kimin ne aldığını, kimin ne alması gerektiğini de biliyoruz. Puanı dolunca zaten alamıyor. Bu yaptığımız model şu anda çok önemli bir model oldu. Hem kuyruğu azalttı hem de herkesin eşit istifade etmesini sağladı. Şu anda bu sistemimiz yazılımla, kendi Bilişim A.Ş’mizdeki mühendislerimizle yaptığımız bir model oldu.”

Cumhurbaşkanımız da ifade etti. seçim gündemli çalışma yürütülmeyeceğini, özellikle yaraların sarılmasına dönük çalışma yürütüleceğini ifade etti. Kamuoyu anketleri, araştırmalar yapılıyor. Deprem bölgesinin dışarıda tutulduğu tablolar var. Seçime dönük nasıl bir tablo görüyorsunuz?

“Yaptığımız hiçbir şeyi seçim derdiyle yapmadık. Ama toplum her şeyi izliyor. Bir tarafta makam mevki, şu olursam burada kalırım diyen bir çalışma var bir tarafta da hasbi, samimi bir şekilde büyük yaraya merhem olmaya çalışan, eksik olabilir ama iyi niyet ve gayretle çabalayan bir ekip görüyor. Dolayısıyla bu iki terazi toplumun huzuruna çıkacak. Makam mevki, yoksa hasbi, mütevazı, yaranı ben sarmak için gayret ediyorum diyen iki tane görüşle gidiyoruz. Bu iki görüş teraziye çıkacak. 20 yıldır gördüm. Ben çok net söylüyorum; samimiyet, gayret, çalışkanlık ağır basacak. Birilerinin bir hesabı var da Rabbimin de bir hesabı var. Rabbimin hesabına iman edeceğiz ama biz de gayret edeceğiz.

Benim bütün ekibim, 5 bin kardeşim bugün depremzedenin yarasını sarmak için gece gündüz çalıştı, kendi ailesini görmedi. Bu çok önemli bir şey. Depremzede de bunu gördü. Bu anlatılmaz, yaşanır. Ben ne söylersem söyleyeyim, onun ne düşündüğü önemli. Bugün gittiniz, gördünüz. Eksik var. Çadırdan konteynere geçmek istiyor. Konteyner yapımımız çok hızlı devam ediyor, 15 gün sonra konteynere de geçecek. Temeli atıldı, bir sene sonra kalıcı evine de geçecek. O yüzden bunu birlikte başarmak için büyük bir kurumsal altyapı, devlet gücü var. Büyük bir yerel güç entegrasyonu var. Bizim diğer şehirlerden farkımız; herkes ayrı başı çekmiyor, kimse kendini öne çıkarmaya çalışmıyor. Benim Fatma Şahin olarak öne çıkmamın hiçbir önemi yok. Ben 40 gün sonra ilk kez demeç veriyorum. Biz burada Bakanımız var, onun olduğu yerde biz lojistikçiyiz dedik. Bu anlayış AK Parti anlayışıdır. Ve biz bunu başararak yolumuza devam edeceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir